301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
07 Ekim 2020 - Çarşamba 09:39 Bu haber 1616 kez okundu
 
BEKİR KAYACAN YAZDI, ESKİ ÇAVDIR EVLERİNİN ÖYKÜSÜ...!
KÜLTÜR - SANAT Haberi
BEKİR KAYACAN YAZDI, ESKİ ÇAVDIR  EVLERİNİN ÖYKÜSÜ...!

Çocukluğumuzda Çavdır'da evlerin duvarı genellikle taş ve kerpiçten yapılır,bir ya da iki katlı olurdu.Üzeri ise killi toprak ,kiremit,çinko ile kaplanırdı.Duvar içinde ahşap malzemeler kullanılırdı.Çatı tavanı ardıç ,çam ,kavak,selvi ağaçlarından yapılırdı.En dayanıklı olanı ardıç ağacından olanıdır.
 
Evlerin birinci katları samanlık,kiler,ya da ahır olarak kullanılırdı.İkinci katlar ise ailenin oturmak için kullandığı yerdir.İkinci katta genellikle iki veya üç oda olurdu.Odanın biri mutfak, diğeri ise misafir odası olarak ayrılırdı.Mutfakta ocak başı bulunur.Burada yemek, ekmek, bazlama , yufka v.b yapılırdı.Burada yemekler odun ateşinde pişerdi.Ateş yakmada kullanılan odunlar Çavdır Dağ'ından getirilirdi.
 
Akşamları yanan ateşin olduğu ocakbaşında oturulurdu .Uzun sohbetler burada yapılır, çaydanlık köz üzerinde olur . İçecek çay olarak dağlardan toplanan kekik ,adaçayı,ot çayları olurdu.Bildiğimiz kara çay henüz çoğu evde yoktu.
Tüpgaz yoktu.
 
Ocak başında köz ateşinde pişen her şeyin lezzeti bir başkaydı.Yemek pişirmek için toprak ve kalaylı bakır kaplar kullanılır, yemekler sacayak denilen üç ayaklı demir üzerine konur ,odun ateşinde pişirilirdi.Ayrıca kalan köz ateşinde mısır,soğan,patates ,nohut pişirilip yenirdi.Evin oturma odasında ise teneke bir soba bulunur,gaz lambası,kandil ile aydınlatma yapılırdı.Yerde,kilim, yerde yün döşekleri,hasır ve yastıklar vardı.Evin penceresi bir ya da iki tane olur ve genellikle soğuk girmesin diye pencereler küçük ebatta yapılırdı.Odanın yan duvarları üzerinde mutlaka nakışlı raflar bulunur.Raflarda süslü bakır tabaklar ve billur bardaklar, kahve fincanları ,cezve olurdu.
Evin gelinine ait çeyizlik örtüleri burada sergilenirdi.Eve gelen konuklar misafir odasında ağırlanırdı.Odanın bir köşesinde ise yüklük denilen yatakların olduğu kısım vardı.Misafir odası aynı şekilde yatak odası olarak kullanılırdı.Banyo işi ,genellikle samanlıkta yapılırdı .Küllü su kazanda ısıtılır banyo yapma ve çamaşır yıkama bununla yapılırdı. Bazı aileler çamaşır yıkamak ,halı ,kilim yıkamak için dereye veya köy çeşmesine giderdi.Köy çeşmeleri aynı zamanda insanların ve hayvanların su ihtiyacını karşılardı.Çeşmenin küçük havuzunda kimisi bulgurluk buğday yıkardı .
 
Kimisi de bahçesinden getirdiği üzümleri havuzda ayağı ile ezerek pekmezlik şıra yapar sonra kazanlarda pişirip pekmez ederlerdi. Çamaşır yıkama leğen veya taş üzerine konan çamaşıra tokuç ile vurularak yıkanırdı. leğen, kova ,tas ile sabun bulunurdu.Banyo için henüz şampuan,duş jeli,spreyler yoktu.Gerçek zeytinyağından yapılan sabunlar kullanılırdı.
 
Bazı evlerin bir köşesibir bezle çevrilir banyo yeri olarak kullanılırdı.Ev kokmasın diye tuvalet genellikle evin avlusunda bir köşede olurdu. Derin çukur açılır,yanları kerpiç,tahta ya da bezle örtülür tuvalet yapılırdı. Düşün ki geceleyin tuvalete gidecek olursan evden çıkıp avludaki tuvalete kadar gidip gelmen gerekirdi.Tuvalette bir ırbık bulunurdu. Küçük çocuklar geceleri tuvalete gidip gelmenin zor olduğunu bildiği için bunun kolay bir yolunu bulurlardı. Köşküden ,merdivenden ayakta işini görürdü.
 
Evin bahçesinin bir köşesinde yakıt ihtiyacını karşılayan odunluk vardı.Yine hayvanların avluda beslenmesi için yemlik tahta oluklar olurduÇoğu evin bir avlusunda mutlaka bir buğday ambarı vardı.
 
Yazın ürettiği buğdayı,arpayı,mısırı ambara koyardı.Hem evin ekmek ihtiyacını karşılar hem de pazarda satmak isterse buradan çıkarıp satardı.Çocukluğumuzda kışları çok sert geçer ve yoğun kar yağışı olurdu.Evin damında yağan yağmur ve karların temizlenmesi için kürek ve yugu taşı olurdu.Damda kar önce kürekle temizlenir sonra yugu lanır damda sıkılaştırma yapılır.Bu evde damın odaya akmasını önler. Dam başının üzeri toprak ve kumla kaplıdır.Burada amaç zeminin sert olması ile hem suların dam başından eve akmasını önlemek,hem de damı korumak idi.
 
Dam başına çıkmak için evin büyüklüğüne göre ağaç uzun merdiven olurdu .Yazın dambaşında tarhana ,salça yapma ,erik,kayısı ,armut, bulgur kurutma işleri için dam başı kullanılırdı.Sıcak yaz akşamlarında bazı aileler dam başında yatardı.
 
Ben de dam başında yaz günleri yatar, gökteki yıldızları seyrederek uyurdum.Muhteşem bir görüntüydü bu.Yeryüzünden gökyüzüne bakmak,yıldızları seyretmek,kayan yıldızları görmek,kutup yıldızını aramak hoşumuza giderdi.Evlerde kişinin varlıkdurumuna göre oda sayısı değişirdi. Varlıklı kişi evlerinde oda sayısı fazla idi.Bunların evlerinin üzerinde kiremit veya çinko teneke kaplama vardı. Evinin büyük bir köşküsü olurdu.Ayrıca hizmetçi denilen kadınlar ile uşak denilen erkek yardımcıları konağında çalıştırırdı.Bir örnek verecek olursam komşumuz olan rahmetli bir Veysel Ağa vardı.Çavdır'ın en zengin adamıydı..Mekanı cennet olsun.Veysel Ağanın yaklaşık bin dönümden fazla bir arazisi vardı.iki eşi vardı.Kadere bak , obun hiç çocuğu olmadı.Bu yüzden kendisi çocukları çok severdi.Evinin mimarisi resimde görüldüğü gibi çok farklıydı.Etrafı kerpiç duvarlarla çevrili büyük bir avlusu vardı.Koca tokmaklı sürgülü bir kapıdan girilirdi.Avlu içinde ambarı,aş evi,samanlık,ahır ve koca bir köşkülü olan iki katlı büyük konağı vardı.Konağın en üstünde bu gün teras vazifesi gören diyebileceğimiz ayrı bir seyir köşkü vardı.Veysel Ağayı bizim gibi herkes severdi.Konuşmada güçlüğü vardı. Dediğini anlamak zordu.Hayırsever bir insandı.
 
Büyükler bilirler. Ramazan ve kurban gibi dini bayramlarda, çocukların en çok ziyaret ettiği evlerin başında Veysel Ağa'nın evi gelirdi.Sebebi ise paranın çok az olduğu o devirde ,Veysel Ağanın evine uğrayan her çocuğa mutlaka para vermesiydi.Elini öpen her çocuğa 10 kuruş,ya da 25 kuruş verirdi.Parayı azımsamayın. 10 kuruş bile çok değerliydi.Para öyle herkeste yoktu.10 kuruşla bakkala varsak bir çöp şeker,lokum ya da bisküvi alabilirdik.Bu da bizi mutlu ederdi.Veysel Ağa çok zeki bir insandı. Eğer eve ikinci defa para almak için aynı çocuk gelirse onu tanır.Ben -"sana ben para verdim. haydi sen git "derdi.Nahiye olanÇavdır’da 1967’de belediyenin kurulmasıyla yeni bir imar planı yapıldi.Buna göre yapılar hızla değişmeye başladı.1967-1977 yılları arasında Çavdır’da ilk defa belediye başkanlığı yapan sayın Hüseyin ERÇİFTÇİ’nin Çavdır’a büyük hizmetleri oldu.Önce alt yapı hizmetleri kanalizasyon ve su kanalları döşeyerek evlere kadar su ve kanalizasyon ,elektrik hizmetlerinin gelmesini sağladı.Önceleri Çavdır'da büyük elektrik jeneratörü vardı.Sadece akşam çalıştırılıp sabah kapatılırdı. Elektrik sadece aydınlatmada kullanılırdı. 1968'lerde Çavdır ulusal elektrik ağına bağlandı.Elektriğin gelmesiyle evlerde değişim başladı.Toprak tencere,bakır tencerenin yerini alüminyum ve çelik tencereler almaya başladı.Plastik kaplar ortaya çıktı.Naylon poşetler ortaya çıktı.Yiyecek ,giyecek,ev eşyası türleri de değişti.
 
Radyoların yerini televizyonlar,buzdolapları,fırınlar,ütüler,süpürgeler,çamaşır makinleri v.b almaya başladı.Belediyenin yeni imar planı gereği yeni yollar açıldı.Eski kerpiç evler yıkılmaya yerine beton evler yapılmaya başladı.Zaman içinde Yeni halk pazarı, hamam,oteller ,yazıhaneler açıldı.Hayvan pazarı daha modern hale getirildi. Et kombinası,sebze hali,halk ekmek fırını yapıldı.Çavdır konumu gereği çok şanslı bir öneme sahiptir.Halen Antalya,Burdur,Denizli,Fethiye yollarının kesişim noktasıdır. Bu nedenleticari önemi daha da arttı.Bölünmüş yollar yapılarak trafik hızlandı.
 
Çok göç vermesine rağmen yine 5000’i aşan nüfusu ile hızla gelişmektedir.Özellikle eğitimde yapılan yatırımlarla ilçemizde ilkokul,ortaokul,liseler ve yüksek okulun açılması ile ivme kazandı. Eğitimde de adından söz ettirmeye başladı.Çavdır temiz havası ile yayla olması,rakımın yüksekliği ,yazın havasının serin olması nedeniyle, özellikle Antalya’da yaşayan ,Gurbetçi Çavdırlıların tekrar buraya gelmesine yol açtı.Yazlık evler yapıldı.Barajların olması,ormanların çoğalması suların bollaşması,tüm yolların kavşağı konumunda olması ile Çavdır’ın önemini arttırdı. Geleceği hakkında umutlu olmamızı sağlıyor.Burada yeri gelmişken söylemeden geçmeyelim. Çavdır’a hizmet etmiş ,gelmiş geçmiş tüm belediye başkanlarına sırayla anmak ve teşekkür etmek gerekir.Başta Hüseyin Erçiftçi olmak üzere Ömer Akın'a,Ali Kılınç hocamıza,,Mehmet Özaslan'a, Mustafa Uysal'a ve şimdiki belediye başkanı Süleyman Kayacan beye hizmetlerinden dolayı çok teşekkür ederiz.
 
Çavdır ilçemiz gelecekte yayla turizmi ,seracılık, eğitim , tarım ve hayvancılığı,silâh sanayi ,çimento fabrikası ile geleceği parlak olacaktır. Ayrıca bir de önerim olacak kapakta ev Çavdır'da ünlü Veysel Ağa evidir.Bu güzel tarihi ev artık yıllara dayanamıyor yıkılmak üzere .Dileğimiz bu güzel evin Kültür Bakanlığına bağlı Anıtlar Kurulu bölge başkanlığına (Antalya)başvuru yapılarak korunmaya alınması. Daha sonra da restorasyon yapılarak Çavdır kültür evi olarak turizme kazandırılmasıdır. Kültür Bakanlığı bu tür evlere destek veriyor.Burdur'da bunun örnekleri var.Bu evde yöresel ürünler ve el sanatları sergilenebilir.Çavdır'da bir gün bunun olabileceğini düşünüyorum.
 
Saygılarımla…
Bekir KAYACAN-Burdur
Kaynak: Editör:
Etiketler: BEKİR, KAYACAN, YAZDI,, ESKİ, ÇAVDIR, , EVLERİNİN, ÖYKÜSÜ...!,
Yorumlar
Haber Yazılımı